insan belleğine çivi gibi çakılan zaman dilimleri varmış.
karın boşluğundan havalanan kırlangıçların doluya tutulmuşlukları varmış, sığınacak bi kaburga bulumayışları ya da kapıdan kovulmuşlukları.
kafi gelmiyormuş ezber bozulduğunda düşmek ve kayıt altına alınmıyormuş sabrederken öğrenilenler.
bak nasıl da içleniyor bi şarkı...
30 Kasım 2013 Cumartesi
göğün gönlü nerededir?
güneş usanıp canından vazgeçmiş midir yanmakdan?
yer kürenin kalp ağrısı var mıdır?
göç eden kuşun arkasından dalını yuva yapan ağaç türkü yakıyo mudur?
notalar sese dönüştüklerin de seviyolar mıdır kendilerini?
sahi,
kendi sesine yabancı olmak nasıldır?
hatırlamak ibadet sayılabilir mi?
çok eski bi evin çatısı asfaltla buluştu bugün
duvarları gülüyordu gördüklerine.
tilkilerime hiç yaramıyo kahve.
güneş usanıp canından vazgeçmiş midir yanmakdan?
yer kürenin kalp ağrısı var mıdır?
göç eden kuşun arkasından dalını yuva yapan ağaç türkü yakıyo mudur?
notalar sese dönüştüklerin de seviyolar mıdır kendilerini?
sahi,
kendi sesine yabancı olmak nasıldır?
hatırlamak ibadet sayılabilir mi?
çok eski bi evin çatısı asfaltla buluştu bugün
duvarları gülüyordu gördüklerine.
tilkilerime hiç yaramıyo kahve.
9 Kasım 2013 Cumartesi
son üç saattir sana hayatımı anlatıyorum,
noktaları ve virgülleri ile ve yalansız
-ki bu bi farkındalık belirtisi için ifade edilmemiştir-
-ki bu bi farkındalık belirtisi için ifade edilmemiştir-
ve tüm yanlışlarımla.
iyi ki duymuyorsun,
iyi ki dinlemiyorsun
ve iyi ki bensizsin...
buna kuşlar şahit açılmış kanatları ile...
ve rüzgar şahit tozu ile soğuğu ile...
ve şarkılarım şahit gönlüm de ki notaları ile...
...ve anlatmaktan yorulmuyorum, ne garip...
iyi ki duymuyorsun,
iyi ki dinlemiyorsun
ve iyi ki bensizsin...
buna kuşlar şahit açılmış kanatları ile...
ve rüzgar şahit tozu ile soğuğu ile...
ve şarkılarım şahit gönlüm de ki notaları ile...
...ve anlatmaktan yorulmuyorum, ne garip...
8 Kasım 2013 Cuma
omurgamda bi yamukluk varmış gibi ya da iç organlarımdan biri eksikmiş
-görevinden istifa etmiş de olabilir- gibi geçti ceninliğimden bu zamana yaşlarım.
duyumsadığım acıyı, zamanın hiç bi dilimin de bi türlü hakkını vererek adlandıramadım. karın boşluğum gam, keder ve hüzne yataklık ediyor, yaradılış da başkalarına eklenmemiş olanlar dahi bana yatıya geliyorlar sanki.
asırlar süren bi yalnızlığa mahkum muşum gibi, dünyada dertten yana ne varsa böğrüme birikmiş gibi hissettim özellikle pazar günleri ve belki de sırf bu yüzden hiç sevmedim. bi kere sevecek gibi oldum o zaman da başkasının ihtiyacı oldu 'eyvAllah' dedim.
dudağımın üzerinde ki ize rağmen unutuluş meleklerinin beni es geçtiğine inandığım zamanlar bile oldu ve hatta işlerini düzgün yapmadıkları için şikayet bile ettim onları fakat isyan etmedim,
mükafat da beklemedim.
zaman geçti hissettiklerim hiç geçmedi.
daha da kötüsü geçer gibi bile olmadı. çabaladım, didindim hep yollara aşerdim. insanlar girdiler ve çıkıp gittiler de hayatımdan
birisine bile 'neden?' demedim ve hatta dönüp geldiklerin de dahi kaldığım yerden devam ettim. hep dedim ki;
''şefkattir tüm duyguların temeli, geri kalanlar sadece türevleri''
mükafat da beklemedim.
zaman geçti hissettiklerim hiç geçmedi.
daha da kötüsü geçer gibi bile olmadı. çabaladım, didindim hep yollara aşerdim. insanlar girdiler ve çıkıp gittiler de hayatımdan
birisine bile 'neden?' demedim ve hatta dönüp geldiklerin de dahi kaldığım yerden devam ettim. hep dedim ki;
''şefkattir tüm duyguların temeli, geri kalanlar sadece türevleri''
ve gülmekten hiç vazgeçmedim.
ben tüm yaşanmışlıklarıma rağmen
onbinikiyüzyetmişdokuz gün boyunca kayda değer tek şey öğrendim hayatta.
tüm acıların, ağrıların, kaygıların dindiği tek yer;
ağlamanın nedenini bırgalamadan, yetmeyen aklıyla teselli vermeye çalışan,
kocaman yürekli, minicik elli bi sabinin şefkat dolu kolları...
ben tüm yaşanmışlıklarıma rağmen
onbinikiyüzyetmişdokuz gün boyunca kayda değer tek şey öğrendim hayatta.
tüm acıların, ağrıların, kaygıların dindiği tek yer;
ağlamanın nedenini bırgalamadan, yetmeyen aklıyla teselli vermeye çalışan,
kocaman yürekli, minicik elli bi sabinin şefkat dolu kolları...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)